Hepsini gör

(Yüksek Kalite filmler)(720p)

izlenme: 163
Kötü Alışkanlıklar - Malos
izlenme: 210
Kelebeklerin Dili - La lengua
izlenme: 316
Fırınların Saati - La hora
izlenme: 110
Kelebek - Le papillon
izlenme: 131
i.i. Oblomov’un Hayatından
izlenme: 182
1900 - Novecento
Hepsini gör

Yeniler

izlenme : 129 yorum : 0
Tenten - Adrift in Tokyo
Takemura 8. yılında olan bir kolej öğrencisidir ve bir şekilde birilerine 840.000 Yen borçlanmayı başarmıştır. Ailesi tarafından küçükken terk edilmiş olan Takemura’nın, para alabileceği kimse de yoktur.
Bir akşam Fukuhara adında, kirli paltosu ve gri sakalları olan bir adam, Takemura’nın dairesine dalar ve üstüne çullanıp parayı ister. Takemura borcu kapatmayı kabul eder, fakat pachinko oyunu dahil (Japon oyun makinesi. Eğlence ve ödül kazanmak için oynanır), parayı bulmak için attığı cılız adımların hiçbiri bir işe yaramaz. Borcun vadesinin dolmasına bir gün kala, Fukuhara ilginç bir öneriyle Takemura’nın yanına gelir. Teklifi, Takemura’nın kendisiyle Kichijoji’dan Kasumigaseki’ye kadar yürümesi ve karşılığında 1 milyon Yen almasıdır. Takemura’nın bu teklifi kabul etmekten başka şansı yoktur.
izlenme : 235 yorum : 0
Anne ve Fahişe – La maman et la putain
Fransız yönetmen Jean Eustache, 1973’te çektiği ve kariyerinin en önemli filmi olarak gösterilen üç buçuk saatlik “La Maman Et La Putain”da (Anne ve Fahişe) 1968 Mayısında gerçekleşen Paris öğrenci olaylarının ve işçi hareketlerinin amacına ulaşamamasının ardından, hayal kırıklığı içindeki bir kuşağın umutsuzluğunu ve yeniden şekillenen cinsiyetler arası ilişkileri, ağırlıklı olarak ana karakterin monologları ve çevresindekilerle girdiği diyaloglar üzerinden anlatır.
Jean Pierre Leaud’nun canlandırdığı baş karakter Alexandre, son derece egoist, pozcu ve soğuk, yirmili yaşlarının sonlarında bir gençtir. Kendisinden yaşça büyük, butik sahibi Marie (Bernadette Lafont) ile yaşar. İşsiz ve parasızdır. Zamanının çoğunu elinde bir kitap ya da gazete, Paris sokak ve kafelerinde kız peşinde dolaşarak geçirir.
Jean Eustache, derin toplumsal değişimleri, kültürel yabancılaşmayı ve hezimetle sonuçlanan bir devrimle hesaplaşmaya çalışan kuşağın tramvasını, Alexandre ve hayatındaki iki kadının oluşturduğu aşk üçgeni aracılığıyla gözler önüne serer.

Eustache, büyük ölçüde otobiyografik bu filminde az sayıdaki karakterlerini yakın plan tekniğiyle ve siyah beyaz çekmeyi tercih etmiştir.
izlenme : 105 yorum : 0
Vecide - Wadjda
Vecide Suudi bir kadın tarafından çekilen ve çekimleri tamamen Suudi Arabistan´da yapılan ilk uzun metrajlı film. Yasaklarla dolu olan ülkede film çekmekte yasak. Bu yüzden film, gizlice kameralar araçlara saklanarak telsiz komutlarıyla, ülkenin yaptırımlarına karşı risk alınarak çekildi. Film ülkenin en uzun metrajlı film olma özelliğinin yanı sıra kadın bir yönetmen tarafından yönetiliyor.
Filme adını veren Vecide, her gün yeşil, güzel bir bisikletin sergilendiği Riyad´daki bir oyuncakçı dükkânının vitrininin önünden geçen 10 yaşındaki küçük bir kız. Kızların bisiklete binmesi yasak olmasına rağmen, Vecide bisiklet satın almasına yetecek kadar para kazanmasını sağlayacak bir plan yapar. Bu parayı kazanabilmek için tek yol Kuran okuma yarışmasına katılmaktır; ancak rakipleri zorlu olunca onları yenebilmek için başka bir yol bulmak zorunda kalacaktır.
izlenme : 78 yorum : 0
Kiraz Çiçekleri – Kirschblüten – Hanami
Kırsalda sakin bir yaşam süren ve Japon kültürüne özel bir ilgisi olan Trudi, kocası Rudi’nin hastalığı nedeniyle çok az ömrü kaldığını öğrenir. Bu gerçeği saklayarak birlikte Berlin’e çocuklarını ziyarete gitmelerini ister.
Fakat bu ziyaret ve sonrasındaki küçük tatil Trudi için oldukça hüzünlüdür. Bu hüzün ve belki bilinmeyen bir hastalık Trudi’yi hayattan ve kocasından koparır. Rudi Japonya’yı göremeden ölen karısının acısını içine atarak, Tokyo’ya doğru bir yolculuğa çıkar.
Amacı üçüncü çocuklarını ziyaret etmek ve eşinin yapmak istediği ama yapamadığı ziyareti yapmaktır. Rudi burada genç bir dansçının yardımıyla, karısının tüm hayatı boyunca hayalini kurduğu özel dansı gerçekleştirir. Bu hem onun için hem de karısı için bir aydınlanmadır.
Doris Dörrie, ancak hayatta bir işe yarayan mantığın ölüm karşısındaki etkisizliğini göstererek, insanın gündelik hayatın gizlediği güzellikleri ve incelikleri arzulaması gerektiğini hatırlatıyor.